Hava karardığı vakit binalar sevimli olmaktan çok uzak oluyorlar
. Işıkları söndürüp kendimi de gömdüğüm vakit karanlığa bir oluyorum
tüm sevimsizliklerle . Sevimsiz oluyorum gecenin içinde sırf gece
sevimsiz olmamı istedi diye . Ruhlar karışıyor birbirine . Ruhlar kime
ait olduğunu unutuyor . Hem artık bir önemi kalmıyor hangi bedene geri
dönmesi gerektiğini bilmenin . Lanet olası kara bir kazanın altında
kara alevler oynaşıyor . Kazan kaynatıyor , içindeki sıvı koyu bir
kıvam alıyor . Zamanla yanıltıcı kokusu insanları topluyor etrafına .
Kimileri kokusuna aldanıp tadına bakıyor . Marmelat yavaşça bedeni ele
geçiriyor . Bedenin her noktasında geziniyor . Marmelat , insanı farklı
kılıyor ebediyen . Geri dönüşü olmayan . Ölümsüzlük kısa süreli acı
çekmeyi gerektiriyorsa eğer bu , çekilecek olan bir acı olarak değil
insanın ruhunu terbiye edebileceği bir süreç olarak algılanmalı .
Önemli olan kendini insan sanmak değil insan olmaya çalışmak ,
düşünebilmek ve üretebilmek . Ya da başka bir isim olabilmek , insanlar
arasından ayrılıp onların kendilerinden ayrı olarak andıkları arasında
olabilmekte iş . |