Aslında garip olan ne ben , ne sen ne de başka bir şey . Garip olan , garip gelen bize tüm bu hissedişler . Bir anda hayatlarımızdan birine bir şey dokunuyor . Bilerek ya da bilmeyerek ve o hayat diğerlerini etkiliyor . Kalkıp , bir yerden bir diğerine gidiyor hissedilen her ne varsa orada , içeride . Seslenişler duyuluyor ardından . Ardı arkası kesilmeyen seslenişler . Sonra , tanıdık bir el gelip bir yerlerden dokunuyor duvarlara . Duvarlar ürkek , duvarlar duyarlı . Kaçırıyorlar kendilerin , kaçıyorlar bir adım geri . Anlaşılması zor geliyor , anlaşılması zor gelmiyor . Kafa karıştırmıyor aslında ; biliyor bunların tümünü ben . Biliyor bunları ? Elimden kelimeler kayıyor , toprağa düşüyor kelimeler . Kelimeler kayıyor toprağa saklanmış ruhların üzerine düşüyor . Soyuyor topraktan ruhları , ayıklıyor . Su damlaları tenime değerken ruhlar kelimelerimi topluyor ama ben bilmiyorum . Sessiz adımlar , sessiz soluk alışlar . Kendi yazdıklarımdan alıntılar yapıyorum . Zihnimde üst üste yan yana duran her ne varsa yeniden dağıtıyorum onların arasında girip ve dilediğimi arasından çıkartıp onu kaleme alıyorum . Garip ? Elim kaleme nadir gider birine hitapta bulunarak yazmak için . Mektup yazamam asla , gelişmemiş bir yetenek . Beceriksiz girişler yapar parmaklarım . Merhabalarım asla merhaba olmaz onları ben yazdığımda . Selamlama asla sıradan olmamalı yazıldığı vakit , kaçıncı kez olursa olsun . Asla sıradan olmamalı ve de elveda sayfanın sonundaki . Parmaklar ? Benimkileri ben perdelere sakladım . Ama parmaklar var benimkilerden bağımsız , benim parçam olmayan . Ve dokunuşlar var onların yarattığı . Tıpkı dokunuşların satırlarıma can verişi gibi . Nadir gider elim kaleme birine hitapta bulunarak yazmak için . O kişi dokunacağı yeri bilmeli parmaklarının ucundaki kelimeleriyle . Tetikleyici ? Ve ben ? O andan sonra oynamaya başlar kalemim soluk ışığın gölgesini alarak arkasına bedeninin . Mor mürekkep beyaz sayfayı kirletir . Dans başlar gecenin içinde ; gecenin içinden taşacak olan . Ufacık olup da bedenim sığındığı vakit kalemine ve kağıdına ?sanki onu gecenin karanlığından saklayabileceklermiş gibi- sessizlik çöker odaya . Sessizlik hüküm sürer dört bir yanında . Minik beden ufaldığı ölçüde devleşir aslında . Ufaldığı ölçüde ? Yorgunluk mu kafamızı bi? milyon eden ? Sanmıyorum . Biz , kafamız bir iken biz olamayız asla . Hep bi? milyonlardayız . Şizofren bizler ? Akıl hastanelik olduğumuzu düşünmüyor değilim bazen . Yazarak Delirenler olur çıkarız biz de . Başka büyük onur göster bana ? Hani nerede ? Onu ben kabullenmedim . O , başkasıdır . Yazdın yazdın da ne yazdın hani onun hakkında ? Gitmiyor dedim ya parmaklarım başkasına hitap ? Anlaşıldı .. Bırak , çekil oradan . Bölünmüşlüğümden içimdeki varlığa ; Beceriksizce atılmış adımların izlerini unut arka sayfadaki . Zamanını bilmeden bıraktığı avuç dolusu kelime bir anda . Aslında her şey senin , onun için yazacağını bilmesinde . Senin , onun için yazacağını ? Kategori : Kişisel http://blog.pinararpaci.com/2005/10/garip-parmaklar-tetikleyici-ve-ben.html 5 10 2005 |