Yazılarım‎ > ‎

Garip... Parmaklar... Tetikleyici... Ve ben... Ufaldığı ölçüde... Şizofren bizler... Senin, onun için yazacağını...

22 Eki 2009 14:47 tarihinde Pinar ARPACI tarafından yayınlandı   [ 16 Nis 2011 13:05 tarihinde Pınar ARPACI tarafından güncellendi ]
Aslında garip olan ne ben , ne sen ne de başka bir şey . Garip olan , garip gelen bize tüm bu hissedişler . Bir anda hayatlarımızdan birine bir şey dokunuyor . Bilerek ya da bilmeyerek ve o hayat diğerlerini etkiliyor . Kalkıp , bir yerden bir diğerine gidiyor hissedilen her ne varsa orada , içeride . Seslenişler duyuluyor ardından . Ardı arkası kesilmeyen seslenişler . Sonra , tanıdık bir el gelip bir yerlerden dokunuyor duvarlara . Duvarlar ürkek , duvarlar duyarlı . Kaçırıyorlar kendilerin , kaçıyorlar bir adım geri .

Anlaşılması zor geliyor , anlaşılması zor gelmiyor . Kafa karıştırmıyor aslında ; biliyor bunların tümünü ben . Biliyor bunları ? Elimden kelimeler kayıyor , toprağa düşüyor kelimeler . Kelimeler kayıyor toprağa saklanmış ruhların üzerine düşüyor . Soyuyor topraktan ruhları , ayıklıyor . Su damlaları tenime değerken ruhlar kelimelerimi topluyor ama ben bilmiyorum . Sessiz adımlar , sessiz soluk alışlar .

Kendi yazdıklarımdan alıntılar yapıyorum . Zihnimde üst üste yan yana duran her ne varsa yeniden dağıtıyorum onların arasında girip ve dilediğimi arasından çıkartıp onu kaleme alıyorum . Garip ?

Elim kaleme nadir gider birine hitapta bulunarak yazmak için . Mektup yazamam asla , gelişmemiş bir yetenek . Beceriksiz girişler yapar parmaklarım . Merhabalarım asla merhaba olmaz onları ben yazdığımda . Selamlama asla sıradan olmamalı yazıldığı vakit , kaçıncı kez olursa olsun . Asla sıradan olmamalı ve de elveda sayfanın sonundaki .

Parmaklar ? Benimkileri ben perdelere sakladım . Ama parmaklar var benimkilerden bağımsız , benim parçam olmayan . Ve dokunuşlar var onların yarattığı . Tıpkı dokunuşların satırlarıma can verişi gibi .

Nadir gider elim kaleme birine hitapta bulunarak yazmak için . O kişi dokunacağı yeri bilmeli parmaklarının ucundaki kelimeleriyle . Tetikleyici ?

Ve ben ?

O andan sonra oynamaya başlar kalemim soluk ışığın gölgesini alarak arkasına bedeninin . Mor mürekkep beyaz sayfayı kirletir . Dans başlar gecenin içinde ; gecenin içinden taşacak olan .

Ufacık olup da bedenim sığındığı vakit kalemine ve kağıdına ?sanki onu gecenin karanlığından saklayabileceklermiş gibi- sessizlik çöker odaya . Sessizlik hüküm sürer dört bir yanında . Minik beden ufaldığı ölçüde devleşir aslında . Ufaldığı ölçüde ?

Yorgunluk mu kafamızı bi? milyon eden ? Sanmıyorum . Biz , kafamız bir iken biz olamayız asla . Hep bi? milyonlardayız . Şizofren bizler ? Akıl hastanelik olduğumuzu düşünmüyor değilim bazen . Yazarak Delirenler olur çıkarız biz de . Başka büyük onur göster bana ? Hani nerede ? Onu ben kabullenmedim . O , başkasıdır .

Yazdın yazdın da ne yazdın hani onun hakkında ? Gitmiyor dedim ya parmaklarım başkasına hitap ? Anlaşıldı .. Bırak , çekil oradan .

Bölünmüşlüğümden içimdeki varlığa ;
Beceriksizce atılmış adımların izlerini unut arka sayfadaki . Zamanını bilmeden bıraktığı avuç dolusu kelime bir anda . Aslında her şey senin , onun için yazacağını bilmesinde .
Senin , onun için yazacağını ?