Ufak ellerini yağmur damlaları onlara değmesin diye yağmurluğunun altına saklamış . Kimseler görmesin diye saklarmış gibi , minik bedenine dolamış kendi kollarını . Sokağın bir köşesinde , kalabalığın bir yerinde kırmızı , yağmur damlalarının ıslatıp ona parlak rengini verdiği yağmurluğu ile duruyor . Ne insan kalabalığını izlediği var ne de düşüncelerinde onlara dair herhangi bir şey . Düşünceleri minik ellerinin o güzel parmaklarına takılmış . Islak , nemli , kurumak isteyen ama kuruyamayan ... Yağmurluğunun şapkasının altından iki siyah bukle sarkmış yüzüne dokunarak . Her iki yanında birer tane . Uçlarına dokunmuş , sevmiş onları bu yağan yağmur . Sonra bırakmış bir 'damla' , hediyesi olarak ... Minik bir kız çocuğu duruyor orada ; kalabalığın içinde , köşesinde , bir yerinde . Tüm güzelliği ile , tüm saflığı ile kırmızı yağmurluğuna sarınmış . Minik ellerini damlalardan korumaktan başka düşüncesi olmayan . Minik , güzel kızın siyah buklelerinde asılıp kalmış bir damla . Yağmurun ona , onun güzelliğine övgüsü ... Minik damla kıza karışacak , kızın saflığında yaşayacak Damlada , ilki ... Saflığını koruyacak olanı saklı olan ... Yağmur damlası ... Sana değmiş olmalı ... Damlada 'ilkin' saklı olmalı ... Beyaz Tenli Güzel Kadın |