neler oluyor , nerede ne bitip nerede ne başlıyor . değişiyor , kanıyor , kayboluyor , yeniden buluyor , tutun(a)mıyor , istemiyor , susuyor . üzülmüyor , üzüyor daha çok . biri gülüyor . telefon kapanıyor . sesi esrarengiz çıkıyor . herkes merak ediyor ama susuyor . neden kimse çığlıklarını duymuyor . peki bir duyan gelip dokunduğu vakit omzuna o , neden kim olduğuna dahi bakmadan arkasında bırakıp kaçıyor . uzak tutuyor herkesi . istese tersi de olur . istese üç nokta koyardı bir önceki cümleye . istese büyük harfle başlardı her birine ve eğer yine istese vurgu da yapardı kimi yerlerde . bencil oluyor ama bencilliğ farklı . o da mı farklı . farkında mısın aslında sende şu an . içinde , damarlarında . mor düşen mürekkep kağıda kırmızı oluyor . sayfanın üzerinde kanıyor . sayfa diyor , yazma bana daha fazla . acıyor o , acısın istiyor sayfa da . telefonu alıyor eline . sesi bekliyor , gelecek biliyor . çalıyor karşı taraftaki telefon . açacak mı demesine kalmadan cevap geliyor karşıdan . titriyor sesi . dizleri de titriyor . gömülüp o omuza ağlamak geliyor boğazına takılıyor . neredesin ... karanlık odada bir tek masa lambası var yanan . koca karanlık oda karanlık gölgelerinde eşyaların . ufacık bir kız çocuğu misali bir köşeye sığınmış , köşe onu sarabilecekmiş gibi . gölgeler koca elli adamlar gibi . yalvarıyor içinden , gelecek olan varsa gölgesini kapıda soyunsun üzerinden diye . bir gören , bir duyan olsa soğuk duvarlarda aradığını kendisini . maviyi özlüyor . beyazı sonra . soru işaretinden nefret ediyor ve ünlemden vargücüyle kaçıyor sonra . kırmızı diyor da başkasını bilmiyor . gözlerimi görmüyor , duymuyor bir de .siyah halkalardan başka bir şey görmüyor gözünü kapattığında ve biraz daha sıkı yumduğunda sokaktaki çukurlarda birikmiş du birikintilerine damlayan damlalar gibi . parmaklarının ucundan damlayan kelimeler ufak birikintilere düşüp dalga dalga yayılıyor çukurun izin verdiği ölçüde onlara . kendinden kabuk soyar gibi yaradan kelime soyuyor tırnaklarının ucuyla . sonra suya bırakıyor . bitsem bir diyor . sonra yeniden can bulsam . zaman yok , an yok , cevap yok , soru hiç olmadı sadece zamanında'da yaşıyor , nefes alıyor onda . narin eli bedeninden kayıp soğuk-a düşüyor . parmakları . adamı baştan çıkartan dokunuşları hafızada yer buluyor . mavisini özlüyor , gece sabah maviyle dönüyor tenini sarıyor . kimse bilmiyor , kimse görmüyor . merak ediyor sadece . yaşadığını sanıyorlar , sanmaktan öte biliyorlar ve bence bilmekten öte bildiklerine inanıyorlar . ama o usulca veda ediyor . kimse tutmuyor . neden diyorlar . tek cümle sonra onlar bir başkasını ekleyip parçalanmış olanı bir parça daha parça-lıyor parça parça yapıyorlar . ve o bencilliğini sırf farklı yaşadı diye anlaşılmıyor , uzalşıyor , sğuyor . geceden sabaha mavi dönüyor gün . tenini sarıyor özlediği mavilik . kimse bilmiyor , kimse görmüyor , tutmuyor soğuk-a düşen elin parmaklarından , cesaret edemiyor belki , izin vermiyor . Kadın geceden sabaha mavi dönüşte kaybolacak yavaş yavaş . çığlıkları duyulmayacak kadar onda . büyük harfleri yok ve de üç noktaları . nefes alışı zayıfladı , aralıkları uzadı . cümlelerden geçeli çok oldu , kelimeler terk-et nokta |