Yazılarım‎ > ‎

Osmanlı devleti'nin elindeki gücü: İslam (4)

26 Eki 2009 14:22 tarihinde Pinar ARPACI tarafından yayınlandı   [ 16 Nis 2011 12:48 tarihinde Pınar ARPACI tarafından güncellendi ]
Osmanlı inceleme açısından, yükselmenin sonuna kadar emperyalizme açılmayı içeren; duraklamaya kadar süren, çöküşü de içeren emperyalizm sonrası Osmanlı olarak ikiye ayrılabilir. 1977 Rus Harbi Osmanlı İmparatorluğu’nun sona erdiği tarihtir. Daha sonra ise uzatmaları oynamıştır.

İslam dininin, özellikle Osmanlı yönetiminde, daha otoriter bir konumda uygulanması 1517’den sonra gerçekleşmiştir. Padişahların halife olması aslında sarayın buyrukçu yönetimini daha da pekiştiren bir hal almasına neden olmuştur. Şeyhülislamın olağanüstü yetkileri onların padişahların da üstünde görev görmelerine neden olmuştur. Fakat 1517’den sonra padişah şeyhülislam karşısında bir dokunulmazlık zırhına bürünmüştür. (Şeyhülislam bir anayasa gibi görev yapardı. Verilen idari kararların dine uygun olup olmadığını denetlerdi).
İslam dinin bu denli önemli bir araç olması, İslami öğretinin ve değerlerin bu idari yönetime fevkalade uygun olmasından kaynaklanmaktadır. Bu kadar kendi içine kapanık, sosyal sınıf bölünmesine uğramayan bir toplumun başka bir değer yaratması mümkün olamayacağı için İslam tek değer olarak yükselme fırsatını bulmuştur. Kaderine razı olma, elde ettiğinle yetinme düşüncesine hitap ettiği için böyle buyrukçu bir yönetime “cuk” diye oturmuş, düzenin ayakta kalmasına yatkın, devleti yücelten bir din olarak görev yapmıştır.

İslam hayata ait bir dindir. Yaşamı tanzim eder. Etkili olma kanalları açık tutulursa devlet olma çabasında olan bir dindir. Aynı zamanda iktidara, yaptıkları konusunda meşruiyet sağlayan bir dindir. İslamın yayılması ve futuat politikasını destekleyen bir dindir. Osmanlı’nın yayılmacı, savaş politikasını destekleyen bir dindir. Hayata Müslüman olarak doğmuş bir insanın hayatını kontrol eden bir dindir. Kimlik yaratılması konusundan tutun da, bu dinin benimsendiği böyle bir toplumda insan okuduğunda şeriatı okur, evliliğini, boşanmasını, mirasını hep İslami kurallara göre düzenler. Devlet, toplumu İslam adına yönetir, denetler. Böylelikle din, tüm yükselme dönemini meşru kılan bir payanda oluşturmuştur. Fakat çöküş anında tersi olmuştur. Emperyalizm, toplumda yabancılaşma, kültür ikilemesi, törelerden, adetlerden uzaklaşma başlamasına neden olduğunda başlarındaki ekonomik çöküşü, sosyo-ekonomik boşluğu doldurmak amacıyla insanlar dini inançlarını kullanmıştırlar. Böylelikle İslam, halkın dini olmuştur. Bir başka deyişle din, iktidardan muhalefete geçmiştir.

Önce toprak düzeni bozulmuştur. Devalüasyonlar yapılmak durumunda kalmıştır. Paranın değeri düşürüldüğü için çeşitli isyanlar ortaya çıkmıştır. Savaş meydanlarında gücü kalmayan imparatorluk sanayileşen Batı’dan arka arkaya dayak yemeye başlamıştır ve çöküşe geçmiştir.

Toprağın mülkiyet hakkının mültezimlere devredilmesi Osmanlı’nın kaynak bulma sıkıntısının en önemli göstergesidir. Osmanlı, tarımsal üretimine ihtiyaç duyan Batılı güçlerle daha rahat anlaşma olanağı bulmuştur. Batılının istediği kitle üretimi için daha rahat ham madde elde etmekti. Buna paralel olarak gümrüklerin düşürülmesi politikası yürürlükte olmuştur. Osmanlı’nın büyük toprak kayıplarının ardından 1838 ticaret sözleşmelerini İmparatorluğa kabul ettirmişlerdir. II.Mahmut Dönemi’nde Mısır’da Mehmet Ali Paşa İstanbul’a isyan etmiştir. Durumu, gerek askeri, gerekse ekonomik ve idari açıdan İstanbul’dan daha parlaktır. Osmanlı, Mehmet Ali’yi hizaya sokmak için ona savaş açmıştır. Fakat İstanbul bu konuda tahmin edileceği gibi, başarısız olmuştur. İstanbul, Osmanlı’yı Mehmet Ali’den kurtarma projesinin ihaleye çıkartmak durumunda kalmıştır. İngiltere ise hemen üzerine atlamıştır ve borcumuz da 1838 ticaret antlaşmaları olmuştur. İngiltere gümrük vergilerini sıfırlamıştır. Beş yıl içinde tüm Avrupa devletleri Osmanlı ile buna benzer antlaşmalar imzalamışlardır. Böylece, zaten çok da gelişememiş olan Osmanlı sanayisi tamamen çökmüştür. 1858 Kırım Savaşı’ında Fransa ve İngiltere’nin Osmanlı yanında yer almasının nedeni Rusya’nın yüksek gümrük vergisi uygulamalarının yanında Osmanlı’nın bu vergileri sıfırlamış olmasıdır. Yani Osmanlı yağlı ticaret kapısıdır.

Bu değişim Osmanlı’daki toplumun çöküşünü oluşturmuştur. Giderek Batıya kültürel olarak daha yakın, Osmanlı adetine, sosyo-ekonomik yapısına ters bir tabaka oluşmaya başlamıştır. Bu sınıf, Osmanlı’da emperyalist devletler tarafından kollanan bir sınıf. Osmanlı’ya bu sınıf aracılığı ile nüfuz ediyorlar. Bu sınıf, İslam altında birleşen halkın da tepkisini çekiyor. Osmanlı’da bir alt-üst toplum ayrımcılığına neden oluyor. Bu kast, dışarıya çıkarlarıyla bağlı bir kast.
Kategori : Dünden bugüne Türk siyasal yaşamı
http://blog.pinararpaci.com/2009/03/osmanl-devletinin-elindeki-gucu-islam-4.html 18 3 2009