bak Demiş gör Demiş sevmek Demiş ölüm Demiş ... sonra ağlama Demiş Dinlememişim ben ... neden ? paylaşmak dediğin ise konuşmak ... kendime mi saklıyorum ben yoksa bendekilerin hepsini ? neden sana da vermiyorum bir parça ? paylaşmak dediğin nedir ki ? ben biliyor muyum ? üzüntü de paylaşılır mı ? peki ya sevinç ? üzülür müsün sen de benimle ben üzüntümü paylaştığımda ? peki sevinir misin sevincincimi paylaştığımda ? yoksa satırlara baktığın zamanlardaki gibi mi ? kimi zaman anlamak için satırlara gömeriz kendimizi . kimi zaman ise sadece okumak için bakarız satırlara . kimi zaman kendimi yırtarım sayfanın üzerinde bulaşmaktan öte ona , sinmek için ta derinlerine . kimi zaman karalarım sayfalarca ne olduğu belli olmayan ... hangisi ben'im diye sorarım sanra alıp ikisini de elime : ikisi de ben olurum sonunda . ne biri olmadan ben tamım ne de diğeri . sadece an vardır . sadece an'da yaşar 'ben' olan . sonra özürler vardır kimi zaman söylenen . anlamsız , kuru kimileri . anlamak istenilmeyen kimi zaman .. bazen de özürler vardır sıcacık akan insanın içine . hangisinde ben varım ? 'ölüm' için ağlamak olur mu ? peki ya 'ölüme yaklaşış' için ? sesim ... sesim mi ..? neredeydi en son ? bilmem ? el yazmalarım ? bir tek damlalar var ! bir tek onları biliyorum ! bir tek onlar olması gerektiği yerdeler ! bir tek .. ben ? kaybettik ................ Dinozor an varmış.. yok olmuş.. bir diğeri gelmiş.. aslında O da yokmuş.. ben gitmişim.. kim görmüş? sokaklarda bıraktım yine her şeyi, beni dinleyen duvarlarım var yine de labirentlerimde.. aşağıya doğru kıvrılarak inen labirentlerimde.. doğmama daha çok varmış.. dokuz ay bilmem kaç günlükmüşüm doğduğumda ama aslında prematüreymişim bu koca dünya için.. bi anne aramışım her yerde.. sokaklar, camiler, kiliseler, otobanlar.. daha doğmamalıymışım.. bu ilkbaharmış daha, sancıları varmış, yüreği acıtırmış, erken geldik dünyaya da çaktırmıyoruz, sen bakma.. gitsek mi kalsak mı.. gitmeye kalksam güneş bırakır mı, kalsam ay bakar mı yüzüme? sanmam. 'obituary' derler böyle yazılara ingilizcede genelde farklı olur 'obituary' tarzları ama bu da post-modern bir ölüm ilanı işte.. Şairin dediği gibi "bir varmışız, bir yokmuşuz", bir diğerinin dediğini eklemliyorum üstüne, yüz küsür sene önce, ben " olağanın ötesine, bilindiğin haricine" gitmeli miyim olmayan Tanrım? İlksen MAVİTUNA |